müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2013 Çarşamba

Müzekart Uygulamasındaki Yenilik Bu Kadar Eleştiriyi Hak Ediyor mu?

Ya da Eleştirilmesi Gereken Asıl Nokta Bu mu? 


Geçtiğimiz günlerde Müzekart uygulamasında çok sayıda kişinin tepkisini çeken bir değişiklik oldu.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB – MTM ortaklığı ile sunulan Müzekart, 2013 yılına kadar 300’ü aşkın müze ve ören yerine sınırsız giriş imkânı sunarken, yeni uygulama ile her müze yılda yalnızca bir kere ziyaret edilebilecek.

Peki fiyatı 30 TL olan bir kart ile 300’ü aşkın müze ve ören yerine sınırsız giriş hakkı elde etmeyi beklemek çok fazla değil mi?

Türkiye’de ve dünyada müzeler ziyaretçilerini, sürekli ziyaretçilere dönüştürmek, müze deneyimini zenginleştirmek, müzeye bağlılığı arttırmak ve -yüksek bedelli üyelik kategorileri ile- müzeye katkı sağlamak için üyelik programları sunuyorlar. Bu üyelikler genellikle söz konusu müzede geçerli oluyor, sadece burada avantaj ve ayrıcalıklar sunuyorlar. Genellikle diyorum çünkü uydu müzeler modelinin öncüsü Solomon R. Guggenheim Müzesi gibi bazı müzelerde bağlı bütün müzeleri kapsayan üyelik seçenekleri de söz konusu. Fakat, incelediğim hiçbir örnekte ülkenin neredeyse bütün müzelerini kapsayan bir üyelik uygulamasına rastlamadım.

Müzekart, müze gezme alışkanlığı düşük olan ülkemizde, potansiyel ziyaretçileri fiili ziyaretçilere dönüşürmek amacıyla başlatılan ve belli bir oranda da başarıya ulaşan bir uygulama. Müzelerin ziyaretçi sayısını arttırabilmek adına çok düşük bir bedelle çok fazla avantaj sunuldu ve daha önce müze gezmemiş olan bir kesim müzelere çekildi. Daha sonra çıkarılan Müzekart + ile özel müzeler ve başka diğer kültür-sanat ve eğlence kurumları da bu uygulamaya dahil edilerek çerçeve genişletildi.

Müzekart + ile bütün müzeler hala bir yıl boyunca sınırsız olarak gezilebiliyor. Müzekart’tan sadece 20 TL daha pahalı olan bu kart öğrenci ve akademisyenlerin ulaşması zor bir kart değil; ayrıca çok daha fazla avantaj sunuyor.

Bence müzelere birer kez ziyaret sınırlaması ile ilgili eleştirilecek nokta akademisyen ve öğrencilerin yaşadığından bahsedilen haksızlık değil; müzeciliğin “sürekli ziyaretçiler” yaratmaya çalıştığı, müzeyle bir bağ kuran, müzeyi manevi anlamda destekleyen izleyicilerin nasıl yaratılacağının tartışıldığı günümüzde böyle bir kart sunuluyor olması.

Müzekart müze ziyaretçileri yaratmıyor, ayrıca devlet müzelerinin bir kere gezilmesinin yeterli olduğu vurgusu ile onlara haksızlık yapıyor. Oysa bu hem devlet müzelerinin hem de özel müzelerin yıkmaya çalıştığı bir algı. Düzenlenen süreli sergiler, söyleşi, konferans, dinleti gibi etkinliklerle müze ziyaretinin sürekli kılınmaya çalışıldıı günümüzde böyle bir mesaj vermeyi çok yanlış buluyorum.

Bence eleştirilmesi gereken en temel nokta bu. Sizce? 

18 Haziran 2009 Perşembe

"Twit"leyen Müzeler

muze-pazarlama-twitter-muzeleriTwitter'ı duymayanınız yoktur herhalde. Ama ben yine de anlatayım. Twitter kelimesi ingilizce kuş cıvıltısı anlamına geliyor. Hani birisi " Aaa sen bunu nerden biliyorsun" dediğinde "kuşlar söyledi" deriz ya; işte twitter da böyle bir işlev görüyor. Bu site diğerlerinin neler yaptığını kulağımıza fısıldıyor ve tabii cep telefonumuzdan da takip edebiliyoruz.

muze-pazarlama-twitter-sosyal-ag-platformuŞimdi kendinize bunun müzelerle ne ilgisi olduğunu soruyor olabilirsiniz? Nasıl bir ilgisi olduğunu açıklayayım.Londra'daki National History Museum, California'da bulunan Paul Getty Museum, yine Londra'danki British Museum ve daha birçok müze twitter'da takipçilerine gün içinde sürekli mesaj gönderiyorlar. Yazdıkları bir veya iki cümlelik kısa mesajlarla takipçilerini müzedeki etkinlikler hakkında bilgilendiriyor, koleksiyonları hakkında bilgi veriyor. Müze hakkında haber almaya hevesli bu kişilerle etkin ve sağlıklı bir iletişim kurmayı başarıyor.

Twitter'da hala Türkiye'den bir müze yok; ama olacak gibi. Facebook gibi sosyal ağ sitelerinde etkinleşmeye başlayan Türkiye müzeleri yakında bu iletişim kanalını da farkedecek ve dahil olacaklardır. Bu da müzecilerin, müzenin amacının kültür varlıklarını sadece korumak değil; aynı zamanda onlarla müze ilgilisi arasındaki iletişimi de sağlamak olduğunu fark etmeye başladığının en güzel göstergesi bence.

19 Mayıs 2009 Salı

Müzeler, Müzeler Haftasında Neler Yapıyor?

18- 24 Mayıs Müzeler Haftası yine sessiz sedasız başladı ve öyle de geçiyor. Müzeler Haftası ne yazık ki müzecilerin kendi aralarında kutladıkları ve sadece kendileri için etkinlikler düzenledikleri bir hafta oluyor yine... Oysa ki müzelere adanmış olan bu hafta; halkın müzelere olan ilgisinin arttırılması, Türkiye müzelerinin ve Türkiye müzeciliğinin, hizmet etmeyi amaçladığı halkla beraber, geliştirilmesi için çok uygun bir zemin oluşturabilirdi. Düzenlenecek etkinliklerle ziyaretçinin müzeden beklentilerinin ve önerilerinin öğrenilmesi, müze konusundaki bilincin arttırılması, müzeye merakın uyandırılması mümkün olabilirdi. Yazılı ve görsel basında müzeler, müzecilik ve kültürel mirasın korunması konusuna daha fazla yer verilmesi sağlanabilirdi ama olmadı...

Müzelerin, Müzeler Haftası için yaptıkları tam bir hayal kırıklığı. "18 Mayıs'ta ücretsiz müze ziyareti" dışında müze ziyaretçisini ilgilendiren hiçbir etkinliğe rastlanamamakta. Peki acaba müzelerin yapması gereken, ziyaretçi sayısını arttırmak için bilet fiyatlarıyla oynamak mı? Bence hayır. Müzenin ziyaretçi sayısının az olmasının nedeni bilet fiyatları değil. Hatta ülkemizde müze bileti fiyatları abartılı sayılamaz. Müze, ziyaretçileri kendine çekebilmek için fiyat dışında başka rekabet unsurlarını göz önünde tutmalı. Mutlaka ziyaretçisine kendini anlatmanın ve ziyaretçisiyle bağ kurabilmenin yollarını aramalı. Yani müze düzeltmeye ziyaretçiden değil kendinden başlamalı. Sadece ziyaretçiye birşeyler öğretmeyip ondan da birşeyler öğrenmesi gerektiğini fark etmeli.

Hepimizin müzeler haftası kutlu olsun...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...