pera-muzesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pera-muzesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2011 Cuma

Pera Müzesi'nden Bir İlk Daha

Pera Müzesi'nden bir ilk daha! Foursquare kullanıcılarına duyurulur. Foursquare kullananlar yarın mutlaka Pera Müzesi'ne uğrayıp Pera Cafe ve Art Shop'ta %15 indirim fırsatından faydalanın bence.  Bunun için tek yapmanız gereken Foursquare ile Pera Müzesi'ne check in yapmak ve mobil cihazınızı  görevlilere göstermek.

Pera Cafe'de isterseniz leziz makarna ve sandviçlerden deneyebilir isterseniz bir tatlı eşliğinde kahve ya da çayınızı yudumlayabilirsiniz. Art Shop'a da mutlaka bir uğramalı. Zira 23 Nisan ve Anneler gününde hediye bekleyenler var! 



6 Nisan 2011 Çarşamba

#WhyILoveMuseums Günü Değerlendirmesi

ILoveMuseums Group
Dün Twitter’da #WhyILoveMuseums günü idi. Twitter kullanıcıları müzeleri neden sevdiklerini anlattıkları twitlerini #WhyILoveMuseums hashtagi ile paylaştılar. Bunu hem genel anlamda “müze” kurumuna duydukları sevgiyi hem de sevdikleri müzelerin twitter isimlerini kullanarak, o müzeyi neden sevdiklerini anlattıkları tweetler aracılığıyla gerçekleştirdiler. Böylece bütün bir gün katılımcıların kafalarında “müzeleri neden sevdikleri” sorusu oldu ve müzeler üzerine düşünmeye teşvik edilmiş oldular.

@culturethemes önderliğinde @poolemuseum , @KelvingroveArt ve @POPinDC ‘ın katkılarıyla gerçekleştirilen bir günlük bu etkinlik ile yaklaşık 2000 kişi 5000 civarında tweet ile müze sevgisini paylaştı.

5Nisan saat 9:00'dan itibaren (Tr'de saat 11:00) saatlere göre #WhyILoveMuseums hashtagi ile tweet dağılımı


Paylaşılan tweetler bize global anlamda müze algısı hakkında çok değerli bilgiler verdi. İnsanların neden müzeleri ziyaret etmeyi sevdiklerini anlatan bu tweetlerden bazılarını burada paylaşmak istiyorum:

Müzeleri seviyorum çünkü;

“Benim yerime kazıyı, araştırmayı ve etiketlemeyi yapıyorlar; bana sadece müzeye gitmek ve bu eserlerden zevk almak kalıyor.”

“Zaman makinesi diye bir şey olmadığını iddia edenler hayatlarında hiç müzeye gitmemiş olan kişilerdir”

“Dinazorlar orada :)” (Benim dinazorlu müze sevgimi paylaşan insanlar olduğunu görmek beni ayrıca mutlu etti)

“Dünyanın neresinde olursam olayım müzeye girdiğimde kendimi güvende hissediyorum”

“Orada hiçbir soru aptalca değildir”

“En güzel hediyelik eşyalar orada”

“İlham veriyorlar”

“Beni sürekli şaşırtıyorlar”

“Aynı anda hem eğitici hem de eğlenceliler”

“Bazı müzeler benimle “anlayabileceğim” bir dille konuşuyorlar”

“Günlük hayattan kopup, bütün endişelerimden sıyrılıp bir tablonun güzelliğine dalabiliyorum”

“Koleksiyonları, onları ziyaret etmemiz için her zaman hazır bekleyen eski dostlar gibi

Bu ve bunun gibi birçok tweet müzelere “ziyaretçiye ne sunmaları” gerektiği konusunda ciddi ipuçları veriyor.

Bu etkinliğe Türkiye’den de katılım olması için hatırı sayılır bir çaba sarf ettiğimi söylemeliyim. Blogumun Facebook sayfasında bir etkinlik oluşturarak takipçilerimi bu etkinliğe katılmaya davet ettim. Twitter’da 1 Nisan’dan itibaren gün içinde birçok defa bu etkinliği paylaştım ve Twitter’da takip ettiğim müzelerle bu bilgiyi paylaştım. Ama geri dönüşün beni çok mutlu ettiğini söyleyemeyeceğim. Facebook sayfasında düzenlediğim etkinlik 461 kişiye ulaştı ama sadece 41 kişi katılacağını belirtti. Twitter’dan müzelere yaptığım duyurular ile ilgili olarak da doğrusu bir geri dönüş alamadım. Müzeler takipçilerini bu etkinlikten haberdar etmek için herhangi bir girişimde bulunmadılar. Oysaki dünyada birçok müze takipçilerini günler öncesinden bu etkinlik ile ilgili olarak bilgilendirmeye ve katılmaya teşvik etmeye başladılar. Türkiye müzelerinin zaten çok azı Twitter’ı bir iletişim aracı olarak kullanıyordu, onlar da bu konuya ilgi göstermediler. Bu etkinliği duyurduğum ve onlarla ilgili beğendiğim noktaları paylaştığım Santralistanbul, İstanbul Modern, Sakıp Sabancı Müzesi, Rahmi Koç Müzesi’nden hiçbir geri dönüş alamadım. Bu etkinliğe dahil olmakla ilgili herhangi bir çaba da göremedim. Santralistanbul bu konuda tek bir tweet attı ama bunun yeterli olmayacağını herhalde twitter kullanıcısı herkes söyleyecektir.

Tabii bu noktada Pera Müzesini ayrı bir yere koymam gerekiyor.

Pera Müzesi şu anda Twitter’ı ve genel anlamda sosyal medyayı en etkin şekilde kullanan Türkiye Müzesi. Facebook, Twitter gibi sosyal medya sitelerinin yanı sıra cep telefonu aplikasyonları ile de hedef kitlesi ile iletişimini güçlendirmeye çalışıyor. Bu konuda başarılı olduklarını da düşünüyorum. Evet, Pera Müzesi’ de #WhyILoveMuseums etkinliği konusunda etkinlik gününe kadar bir bilgilendirme girişiminde bulunmadı fakat 5 Nisan’da takipçilerini Pera Müzesi’ni neden sevdikleri konusunda geri dönüş yapmak konusunda teşvik etti ve onların bu geridönüşlerine verdikleri değeri twitlerini retweet ederek gösterdi. Hatta etkinliğe yeni bir boyut bile kattılar: takipçilerinden müzeyi sevme nedenlerini müzede çekilen fotoğraflarları ile anlatmalarını istediler. Sanırım bu kısma sadece ben katıldım ama ileride Pera Müzesi’nin bununla ilgili bir etkinlik düzenleyebileceğini düşünüyorum.



Yukarıdaki grafik 9 Mart’tan 6 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nin durum güncellemeleri (tweetleri) ve kullanıcı sayısındaki artışı göstermekte. 5 Nisan’da #WhyILoveMuseums etkinliğine aktif olarak katılan Pera Müzesi’nin tweet sayısının ne kadar arttığı görülebilir ki bu tweetlerin büyük bir çoğunluğunu takipçilerin müze hakkındaki görüşleri oluşturuyor (retweet edilen). Bunu söylemek için biraz erken olabilir fakat; etkinlik neredeyse bugünkü sergi açılışı kadar müzeye katkı yapmış durumda.  En azında etkinliğin müzenin twitter hesabına getirdiği ciddi hareketlilik görülebilir.

Peki Pera Müzesi’nin bu etkinlikten kazancı ne oldu? Öncelikle; müze izleyicilerinin müze hakkındaki algısı hakkında bilgi edinmiş oldu. İzleyiciler müze ile ilgili neleri seviyorlar, nelere dikkat ediyorlar ve neden müzeyi ziyaret ediyorlar bunu öğrendi. Bu azımsanacak bir kazanç değil bence. İkinci olarak da bu geri dönüşler ile müzede gelecekte yapması gerekenler, vurgulaması gereken noktalar ve  “müze markası” haline gelmiş ayrıntıları görmüş oldu. Örneğin; Pera Cafe’de satılan süreli sergilere göre şekillenen kurabiyeler ya da süreli sergilere göre asansörlerin giydirilmesi gibi…

Diğer Türkiye müzeleri ne yazık ki Pera Müzesi’nin elde ettiği bu değerli bilgiyi elde etme şansını kaçırmış oldular. Oysaki daha çok müze bu etkinliği benimsese ve takipçileri ile buluştursa Türkiye'deki müze izleyicilerinin “müze algısı” ve “beğenileri” hakkında daha fazla bilgi elde edebilirdik.


NOT: Bu etkinlikten çıkan bir sonuç daha: Türkiye'den müzeler ile ilgili yapılan tweetlerde genellikle #WhyILoveMuseums hashtagi kullanılmadı. Türk Twitter kullanıcıları bu tagi kullanma alışkanlığını kazanmış değiller hala...  

2 Haziran 2009 Salı

Pera Müzesi Facebook'ta

pera-muzesi-muze pazarlamaDünya'da pek çok örneklerini gördüğümüz Facebook müze sayfaları arasına Türkiye'den bir müze daha katılmış : Pera Müzesi. Göztepe'deki Sunay Akın İstanbul Oyuncak Müzesi 1 yılı aşkın bir süredir Facebook sitesinde faaliyette ve bu yazıyı yazdığım an itibariyle 1758 üyeye sahip. Bu sayı hiç de azımsanacak bir rakam değil. Bu üye sayısı gösteriyor ki İstanbul Oyuncak Müzesi ziyaretçilerinin ilgisini çekmiş ve ziyaretçileri tarafından takip ediliyor. Hatta daha da ileri gidip İstanbul Oyuncak Müzesi'nin facebookta 1758 tane savunucusu ve hayranı var diyebiliriz.

"Müzelerin Facebook ya da başka bir sosyal ağ sitesinde yer almasının anlamı ne?" diyorsanız:

Öncelikle bu siteler adı üzerinde birer "sosyal ağ" kurmak için. Yani; bu siteye üye olan kişiler kendileri seçerek müzenin sayfasına üye oluyorlar ve müze ile direkt bir ilişki sağlıyorlar. Müzeler, etkinlikleri konusunda müze ilgililerini bilgilendirebiliyor, hatırlatmalar yapabiliyor, onlara mesaj gönderebiliyor, müze imajının ilgilide canlı kalmasını sağlayabiliyorlar. Bu müze için hem maliyetsiz hem de etkin bir yol.

Bu siteler müzenin, müze ilgilisiyle bağ kurmasını sağlamanın dışında ilgilinin de müzeye geribildirim yapabilmesinin bir yolunu oluşturuyor. İlgili bu sayfalar aracılığıyla müze anılarını, düzenlenen sergi hakkındaki yorumlarını paylaşabiliyor ya da müzeye sorular yöneltebiliyor.
İnteraktif bir iletişim ortamı olarak bu siteler müzenin kendini yenilemesi ve dönüştürmesine büyük katkı sağlayabilmekte. Hem de kağıt, telefon gibi masraflar yapmadan ve ziyaretçileri bazı soruları cevaplamaya zorlamadan! Tamamen gönüllü bir şekilde alınan bu geridönüşler sizce de daha sağlıklı olmaz mı? Hem de geribildirimin alındığı yoldan ilgiliye geridönüş de yapılabilir.
Böylece müze ilgilisi bireysel olarak müze için önemli olduğunu hissedecek ve müzeyle olan bağı kuvvetlenecektir.

Umarım ilk İstanbul Oyuncak Müzesi'nin farkettiği ve Pera Müzesi'nin takip ettiği bu masrafsız, etkili ve interaktif iletişim ve tanıtım ortamını başka müzeler de farkeder ve kendilerini bu sisteme dahil ederler.hem kim bilir belki bu yöntem kâr amacı gütmeyen kurumlarda reklama harcanan para konusundaki tartışmalara da bir çözüm olabilir.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...