24 Şubat 2011 Perşembe

Müzelerde Markalaşmaya Farklı Bir Yaklaşım: Uydu Müzeler

Müzelerde markalaşma söz konusu olduğunda uydu müze modeli ile Solomon R. Guggenheim Müzesi'den mutlaka bahsedilmesi gerekir. Daha önce bir yazımda marka değerinden bahsettiğim Guggenheim Müzesi ticari bir işletme mantığı ile marka değerini paraya çevirdi ve böylece bu alanda bir çığır açtı. 

Solomon R. Guggenheim Müzesi müdürü Thomas Krens gerçekleştirdiği “uydu müzeler” projesi ile müzelerde markalaşmayı yeni bir noktaya taşıdı. Uydu müze; ana müze ile bir şehir ya da kurum arasında bir bedel karşılığında müzenin bir şubesini açmaya dayanan iş ortaklığı olarak tanımlanabilir. Uydu müzeye ev sahipliği yapan kurum ya da şehir bina masraflarını ve idari masrafları üstlenmesinin yanı sıra ana müzeye de ödemeler yapar.

Thomas Krens, Solomon R. Guggenheim Müzesi yöneticiliğini 1988 yılında devraldı. Krens, Guggenheim koleksiyonunu paraya dönüştürülebilir aktifler olarak gören anlayışı ve “ uydu müze” kavramına öncülük etmesi ile işletme biliminden kavramları müzeye uyarladı. İşletme altyapısını kullanarak müzede yaptığı çalışmalar tartışmalara neden oldu.

Guggenheim Müzesi’nin marka değerini gören Thomas Krens, mimari özgünlüğünü de taklit ederek “uydu müze” modelini yarattı. Krens bu projeyi ilk ortaya attığında müzeyi Starbucks ya da McDonalds gibi büyük bir franchising (başka bir firmaya sözleşme ile verilen isim hakkını kullanma, malları üretme ve satma yetkisi) görünümü vereceği yönünde büyük eleştiriler aldı.

Krens’in kurduğu modelin ilk örneği Guggenheim Bilbao oldu. Bilbao 1989 yılında 1,5 milyon dolar bütçeli bir yenileme programına başladı. Bu program kapsamında limanların yenilenmesi, yeni toplu ulaşım hizmetleri, konferans ve konser salonlarının yanı sıra bir de modern ve çağdaş sanat müzesi vardı. Bilbao’da yapılacak müze için Guggenheim ile yapılan ortaklık 1991 yılında açıklandı. Bilbao’da faaliyete geçecek müzenin bölgeyi turistik bir çekim merkezi haline getirecek mimari bir ikon olması öngörüldü. Frank Gehry’nin mimarı olduğu müze binası bir sembol olarak kullanıldı. Bu işbirliği yeni müzenin karşılaşabileceği riskleri etkin bir şekilde minimize etti. Guggenheim müzesi yeni müzeye idari anlamda destek ve danışman oldu. Guggenheim Bilbao’nun ekonomik açıdan başarılı olmasını garantilemek için yoğun bir tanıtım çalışması yapıldı. Süreç boyunca müze yerel ve uluslararası basında sıkça yer buldu. Ayrıca Bask Bölgesi yöneticileri çeşitli dergi temsilcileri için özel müze turları düzenledi. Guggenheim Bilbao 18 Ekim 1997’de açıldı. Guggenheim Bilbao ilk iki yılında Bask Bölgesi ekonomisinde ciddi bir canlanma yarattı. Bu proje ile Bilbao ölmekte olan bir liman şehrinden başlıca turistik merkezlerden birine dönüştü.

Bilbao’da yapılan proje ile Guggenheim Müzesi mimariyi markalaşmanın bir unsuru olarak kullanmaya başladı. Böylece Guggenheim adı sermayeleştirildi ve kâr üretmiş oldu. Uydu müzenin bu başarısı “Bilbao etkisi” (Bilbao Effect) olarak literarüre geçti.

Guggenheim Bilbao ile aynı yılda “The Deutsche Guggenheim Berlin” açıldı. Bu ortaklık özel bir şirket olan Deutsche Bank ile yapılması ile bir ilktir.2001 yılında Guggenheim ve Hermitage müzeleri bir ortaklık kurarak Las Vegas’ta bir müze açtılar. Müzedeki eserleri yarısı Guggenheim koleksiyonunda iken diğer yarısı Hermitage koleksiyonundadır. Müze açıldığından beri ziyaretçi sayısında artan bir grafik var.

Guggenheim’in bütün uydu müzeleri aynı başarıyı gösteremedi tabii. Aynı dönemde Guggenheim-Hermitage Müzesi’nin faaliyet gösterdiği The Venetian Oteli’nde Guggenheim Las Vegas adı ile bir müze daha açıldı fakat 15 içinde, ziyaret rakamlarının çok düşük olması gerekçesiyle kapandı. 1992 yılında açılan Guggenheim SoHo ise, ziyaretçi sayısını artırmaya yönelik bütün çabalara rağmen başarılı olamadı ve 2001 yılında kapandı. Başarısız olan bu girişimler Guggenheim Müzesi’ni süregelen bir mali sıkıntıya soktu.


Guggenheim Müzesi’nin en yeni genişleme projesi Orta Doğu’da büyük bir kültürel bölge yaratmayı hedefleyen Saadiyat Projesi’nin bir parçası olmak. Abu Dhabi, Saadiyat Adası’nda gerekleştirilen bu büyük çaplı proje ile bölgenin turistik bir cazibe merkezi haline gelmesi hedefliyor. Saadiyat Projesi Guggenheim Müzesi’nin yanı sıra Louvre Abu Dhabi, bir uygulamalı sanatlar merkezi, denizcilik müzesi ve Seyh Zayed Ulusal Müzesi’ni de kapsıyor.

Birçok Avrupa Müzesi uydu müze modelini kendi müzelerine uyarladı. Örneğin Tate Modern, Tate Liverpool ve Tate St. Ives şubeleri ile ülke içinde yayıldı ve Londra’daki tesislerini genişletti. Aynı şekilde Centre Pompidou 30. Kuruluş yıldönümünü kutladığı 2007 yılında Metz’ de bir şube açma kararı aldı.


19 Ağustos 2010 Perşembe

Museum of London Geçmişe Bir Pencere Açtı: Streetmuseum

 “Museum of London”  teknolojinin müzedeki yeri konusunda yeni bir ufuk açtı. Londra’nın kent müzesi binasının sınırlarını aşarak kente yayıldı.

Londra’nın geçmişi artık iPhone telefonunuzda!

“Streetmuseum” adını verdikleri bu iPhone uygulaması ile müzenin koleksiyonunda bulunan 200 fotoğraf ile Londra’nın bugünü ve geçmişini karşılaştırabiliyorsunuz.  

Nasıl mı?

Uygulamayı yüklediğinizde karşınıza çıkan Londra haritasına bakarak GPS ile size en yakın olan fotoğrafın olduğu lokasyonu bulun. Telefonunuzun kamerasını günümüz Londra’sındaki o sahneye doğru tutun ve işte geçmiş tam karşınızda! O sahne ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız ekrandaki bilgi butonuna basmanız yeterli. Fotoğrafların tamamına müzenin internet sitesinden de ulaşabiliyorsunuz.

Londra Müzesi bu uygulama ile telefonumuzu geçmişe açılan bir pencere haline dönüştürüyor ve müzenin sınırlarını genişletiyor.

Şu artık göz ardı edilemez bir gerçek ki müze teknolojiyi kullanarak daha fazla kişiye ulaşabilir. Müze binasına ulaşamayacak olan kişileri de izleyicileri haline getirebilir. Müzenin misyonu da bu değil mi zaten? Mümkün olan çok kişiye hikayesini anlatmak... İşte teknoloji bu misyonu gerçekleştirmenin en etkili aracı olarak çok büyük bir fırsat sunuyor müzelere. Tek ihtiyaç olan bunu fark edecek müzeciler. 

Bu örnek daha doğru düzgün bir internet sitesi bile olmayan müzelerimize yeni ufuklar açar umarım!

13 Ağustos 2010 Cuma

Guggenheim Müzesi Markasının Gücü

Müzeler için markanın yaratabileceği gücü en iyi özetleyecek şeylerden biri de budur herhalde!

Frank Lloyd Wright'ın tasarımı olan ve 1959 yılında tamamlanan New York' daki Solomon R. Guggenheim Müzesi beton parçalarından bir takı koleksiyonu oluşturmuş. Bu koleksiyonun özelliği ne mi? Bu beton parçalarının müze binasının 2007 de tamamlanan restorasyonu sırasında toplana parçalar olması.

"Guggenheim Müzesi'nin bir parçasına sahip olma fırsatını kaçırmayın!" sloganı da yaratılan bu marka değerinin bir göstergesi.

Berlin duvarı gibi Guggenheim müzesinden de bir beton parçasına sahip olmak isteyecek birsürü kişi vardır eminim. Çünkü bir beton parçası, eğer Guggenheim Müzesi binasından kopmuşsa, bir kadının boynunu süsleyecek bir değer yaratabiliyor insanların gözünde. Hem de yüksek bir bedel ödemeye razı olarak...

Türkiye'de böyle bir koleksiyonu bu kadar yüksek fiyatlarla sunabilecek marka değerine sahip bir müze biliyor musunuz?

6 Ağustos 2010 Cuma

Prens Adaları Müzesine Kavuşuyor |Adalar Müzesi|Müze|Müzeler|Müze Resimleri

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projelerinden biri olan "Adalar Müzesi" temmuz ayında açılan süreli sergisi ile yola koyuldu. Sergi Büyükada Çınar Müze Alanı ve Büyükada İskelesi'nde ziyaretçilerini bekliyor.

Müze'nin açılışı ise 10 Eylül'de Büyükada Aya Nikola Hangar'da gerçekleşecek.

İstanbul'un ilk çağdaş kent müzesi olma idiasındaki bu müze projesinin önemi büyük. İstanbul'da tek bir kent müzesi yerine kent mozaiğini en iyi yansıtacak böyle birçok kent müzesi kurulması fikrini destekleyen bir oluşum aynı zamanda. Bu kent o kadar büyük bir zenginliği içeriyor ki tek bir müze bunu hakkıyla yansıtamayabilirdi. Prens Adaları'nın kültürü "İstanbul Kent Müzesi" nin bir bölümü olmaktan daha fazlasını hak ediyordu kuşkusuzç

Adalar müzesi obje, belge, fotoğraf ve sözlü tarih çalışmalarıyla geçmişten dünümüze adaların tarihini anlatıyor. Müze, süreli sergiler ile ziyaretçileri sık sık adalara çekeceğe benziyor. Statik bir müze ve arşiv olmak yerine "yaşayan bir müze" olmayı hedefliyor. Öyle ki müze daha tam anlamıyla açılmadan etkinlik takvimini doldurmuş bile. 31 Temmuz’da ön açılış ile başlayan ve 10 Eylül'deki Müze açılışına kadar etkinlikler hız kesmeden devam edecek. Bu etkinlikler konserler, canlandırmalar, yarışmalar, belgesel-film gösterileri, söyleşiler, toplantılar gibi çok çeşitli. Yani herkes kendi zevkine uygun bir etkinlik mutlaka bulabilir. Adalar Müzesi etkinlik takvimine buradan ulaşabilirsiniz.
Onsuz bir İstanbul düşünemeyeceğimiz Adalar'ın artık ulaşabileceğimiz bir belleği var. Çam ağaçlarının altında piknik yapıp, bisiklete bindiğimiz, vapur yolculuğunda derin düşüncelere dalıp martılara simit attığımız Adalar'a artık müzesini görmek; onu daha yakından tanımak için de gideceğiz. İşte o zaman Adalar'ın dış güzelliği kadar geçmişten günümüze taşıdığı kendine özgü yaşam kültürü ile iç güzelliğine de hayran kalacağız.

Müze için bir de internet sitesi hazırlanmış. Site müze ile ilgili bilgi edinme imkanı ve etkinlik takvimini sunmasının yanısıra oluşturulan arşive de ulaşma imkanı sağlıyor. Siteye kayıt olarak müzenin etkinliklerini yakından takip etmekte fayda var.

30 Nisan 2010 Cuma

BKG - Bilkent Kültür Girişimi

Danışmanlarından biri olduğum BKG - Bilkent Kültür Girişimi geçtiğimiz 20 Nisan günü Topkapı Sarayı'nın I. Avlusunda yer alan mağazasını açtı. BKG şemsiye markası altında hizmet verecek olan toplam 95 Müze Mağazası ve Müzenin Kahvesi'den en büyüğü olan Topkapı Sarayı Müzesi I. Avlu Mağazası gelen konuklar ve müze ziyaretçileri tarafından olumlu eleştiriler aldı. 

BKG; kalite standartları yüksek, orijinal ürünler ve ürün çeşitliliği ile müze ziyaretçilerini tatmin edebilecek müze mağazaları ile müzelerimizin algısına ve Türkiye kültür turizmine olumlu katkıda bulunmayı, müze deneyimini zenginleştirmeyi ve müzeler için katma değer yaratmayı amaçlamakta. Tabii bu sürecin sadece müze mağazaları aracılığı ile değil,  çeşitli toplumsal sorumluluk projeleri ile de desteklenmesi planlanıyor.

Türkiye'de kültür ve sanat alanında yaşanan hareketleme ve özel müzelerin de sayılarının artmasıyla müzelerin işletilmesi konusunun önem kazanması, doğal bir sonuç olarak devlet müzelerimizi de etkiliyor. Statik yerler olmaktan çıkan devlet müzelerinde süreli sergilerin sayıları artmaya, restorasyonlar hız kazanmaya başladı. Müzelerde yürütülecek pazarlama faaliyetlerinin sadece ziyaretçi sayısını artırmakla kalmayıp, Türkiye'nin uluslararası arenadaki imajına da olumlu katkı sağladığı gerçeği artık herkesçe malum. BKG'de bu sürece katkı sağlamak amacıyla yapılanan bir marka ve ihale ile belirlenen müze mağazaları ve kafeleri DÖSİM adına işletiyor .

Şu anda İstanbul'da Topkapı Sarayı Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Ayasofya Müzesi, Kariye Müzesi ve Büyük Saray Mozaikleri Müzesi'nde BKG mağazalarını görebilirsiniz. Ama tabii BKG sadece İstanbul'da değil, Türkiye'nin dört bir yanındaki 55 müze ve ören yerinde mağazalarını büyük bir hızla açmaya devam ediyor. Bu yıl sonunda ulaşılması hedeflenen sayı 95 Müze Mağazası ve Müzenin Kahvesi. 

Müze hediyelik eşyaları, geleneksel Türk el sanatları ürünleri, eser replikaları ,Türk kahvesi ve dünyada "Turkish Delight" olarak tanınan lokumun satıldığı  mağazalar, dünyadaki emsalleri ile yarışabilir düzeyde. Daha yolun başında olan BKG ürün çeşitliliğini ve mağaza sayısını arttırmaya devam ediyor. 

Yolunuz düşerse mutlaka bir göz atın.

7 Şubat 2010 Pazar

İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin İnternet Sitesi Açıldı

Eşsiz koleksiyonu ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanan tarihi ile en önemli müzelerimizden biri olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin de artık bir internet sitesi var. Bir İmparatorluk Müzesi'ne yakışacak sade tasarımı ve müzenin şimdiye kadar geniş kitlelere ulaşamamış gizli hazinelerini tanıtmaya yaptığı katkı ile kesinlikle ziyaret edilmeye değer. 

Sitede müzenin tarihçesi, önemli Türk müzecilerinden Osman Hamdi Bey ve müzeye ulaşım ile ilgili ihtiyaç duyduğunuz bilgilere ulaşabilirsiniz. Müzeye ulaşımı kolaylaştırmak adına eklenen kroki ve müzenin kat planları ile de "site ziyaretçileri"ni "müze ziyaretçileri"ne dönüştürmeye yönelik adımlar atılmış . Umarım bu sayede hak ettiği oranda ziyaret edilmeyen ve "bilinmeyen" İstanbul Arkeoloji Müzeleri hak ettiği ziyaret rakamlarına da ulaşabilir. 

Müze'nin internet sitesinde, e-posta ile müze ile ilgili gelişmelerden haberdar edilmek isteyenler de düşünülmüş ama daha aktive edilmemiş. Eğer bu da önümüzdeki günlerde gerçekleştirilebilirse müze ile ilgilenen ve müzedeki etkinliklerden haberdar olmak isteyen kişilere en etkili ve kısa yoldan ulaşılabilecek. Yani e-posta kutularından.

"TÜRSAB İstanbul Arkeoloji Müzeleri Gelişim Projesi" kapsamında internet sitesinin yanısıra sosyal medyaya da önem verilmiş ve Facebook sitesinde bir grup oluşturulmuş. Bu da müze izleyicilerinin müze hakkında güncel bilgi almaları ve bu bilgiyi " paylaşmaları" için bir zemin oluşturmuş.

Ben de bu olumlu gelişmeyi sizlerle paylaştım. Umarım sizler de İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin yeni internet sitesini ziyaret eder ve gruplarına üye olursunuz. Böylece iletişim kanallarını artırarak bir müzenin nasıl daha fazla ziyaretçi çekebileceğini ve böylece hizmet vermek amacıyla kurulduğu topluma yakınlaşabileceğini göstermiş oluruz.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Paris Devlet Müzelerinde Grev Var!

Fransa Hükümeti'nin müze çalışanlarından emekli olanların yarısının yerine yeni personel alınmaması kararı müzelerde grev başlattı. Bu kararın ardından 23 Kasım' da Pompidou Sanat Merkezi'nde çalışanların iş durdurmasının ardından hükümetin kararından geri adım atmaması üzerine Musee du Louvre, Musee Dorsay ve Versailles Sarayı da greve katıldı. her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği bu müzelerin kapalı olması ekonomide önemli yer tutan turizm gelirlerini etkileyeceğinden Fransa hükümetinin hızlı bir şekilde bu sorunu çözmesi gerekiyor. Sendikanın Kültür Bakanı Frederic Mitterand ile görüşmeleri sürüyor ama grevin ne zaman sona erdirecek bir noktaya hala ulaşılabilmiş değil. Turizmin yüksek sezonu Noel zamanında bu kriz, Fransız Hükümetinin başını çok ağrıtacağa ve turistleri büyük hayal kırıklığına uğratacağa benziyor ...

1 Ekim 2009 Perşembe

Müze Yönetimi ve Pazarlaması Hakkında Bir Kitap Eleştirisi


Dünya’da birçok ülkede pazarlamanın “satış" ve “reklam” dan ibaret olmadığını anlayan müzeler pazarlama faaliyetlerine hız veriyor. Birçok farklı yolla hizmet kalitesini arttırarak daha çok sayıda ziyaretçiye ulaşmayı başarıyor. Bu konuda yazılmış birçok yabancı kaynak var ve sayıları giderek artıyor.

Oysa Türkiye’de müzecilik, kültür yönetimi gibi bölümlerimiz olmasına, birçok akademisyen ve profesyonel müzeci yetişmiş olmasına karşın müze pazarlaması üzerine Türkçe bir kaynak bulmak çok zor. Nisan 2009 da yayınlanan “Müze Yönetimi ve Pazarlaması” isimli kitap hariç tabii.

Yrd. Doç. Dr. Mete Sezgin ve Yard. Doç. Dr. Abdullah Karaman Tarafından yayınlanan kitap bu konuda hazırlanmış ender Türkçe kaynaklardan biri ama ne yazık ki başarılı bir başlangıç değil. Müze pazarlaması hakkında karşılaştığım bir diğer Türkçe yayın da Taç Vakfı Yayınlarından çıkan Canan Demir’ in “Müzelerde Çağdaş Pazarlama “ isimli çalışması.

29 Eylül 2009 Salı

Müze Markasında Mimarinin Önemi: Berlin Yahudi Müzesi Örneği

Geçenlerde Berlin'deki Yahudi Müzesi'ni ziyaret ettim. Müzecilikte mimarinin önemini çok net bir şekilde ortaya koyan bir örnek Berlin Yahudi Müzesi (Judisches Museum). Koleksiyonundan önce mimarisiyle ziyaretçiye bir "deneyim" yaşatmayı hedefliyor. Bu müze aracılığıyla size mimarinin ziyaretçi deneyiminin, dolayısıyla müze markasının ne kadar önemli bir parçası olduğundan bahsetmek istiyorum.

Berlin'de bir Yahudi müzesi açılması fikri on yıllardır gündemde olan bir konu imiş.

13 Ağustos 2009 Perşembe

MoMA' da Yazını Planla

moma-facebook-muze-pazarlama
Museum Of Modern Art yani nam-ı diğer MoMA yeni interaktif sitesi ile ziyaretçilerin yaz planlarına müzeyi de dahil ediyor. Summer at MoMA isimli bu uygulama yaz boyunca müzedeki etkinlikleri sizin yerinize araştırıyor ve sizin için sıralıyor. Peki MoMA bizim tercihlerimizi nereden mi biliyor? Söyleyelim;

Sosyal paylaşım sitelerinin en popülerlerinden biri olan Facebook' u sadece bir ortam olarak kullanmakla yetinmeyen MoMA, siteyi bir araç olarak kullanıyor. mydayat.moma.org adresinden siteye ulaşıyor ve müzeyi ziyaret edebileceğiniz tarih aralığını işaretliyorsunuz. Açılan ekranda size iki seçenek sunuluyor. Dilerseniz MoMA Summer sayfasında kendi hesabınızı oluşturuyor ve özelliklerinizi buraya ekliyorsunuz ve kişisel beğenilerinize göre etkinlikleri görebiliyorsunuz. Eğer böyle bir hesap oluşturmakla uğraşmak istemezseniz; MoMA facebook hesabınızda "text mining" yaparak sizin kişisel tercih ve zevklerinizi öğreniyor ve bu bilgileri kullanarak size uygun sergi ve etkinliklerin bir listesini sunuyor. Bir dahaki ziyaretinizde de sizi hatırlıyor. bu sayfayı kullanarak ziyaret bilgilerine ulaşabiliyor, bir gününüzü planlayabiliyor, biletinizi satın alabiliyorsunuz.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...