muze-pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muze-pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2009 Perşembe

Müze Yönetimi ve Pazarlaması Hakkında Bir Kitap Eleştirisi


Dünya’da birçok ülkede pazarlamanın “satış" ve “reklam” dan ibaret olmadığını anlayan müzeler pazarlama faaliyetlerine hız veriyor. Birçok farklı yolla hizmet kalitesini arttırarak daha çok sayıda ziyaretçiye ulaşmayı başarıyor. Bu konuda yazılmış birçok yabancı kaynak var ve sayıları giderek artıyor.

Oysa Türkiye’de müzecilik, kültür yönetimi gibi bölümlerimiz olmasına, birçok akademisyen ve profesyonel müzeci yetişmiş olmasına karşın müze pazarlaması üzerine Türkçe bir kaynak bulmak çok zor. Nisan 2009 da yayınlanan “Müze Yönetimi ve Pazarlaması” isimli kitap hariç tabii.

Yrd. Doç. Dr. Mete Sezgin ve Yard. Doç. Dr. Abdullah Karaman Tarafından yayınlanan kitap bu konuda hazırlanmış ender Türkçe kaynaklardan biri ama ne yazık ki başarılı bir başlangıç değil. Müze pazarlaması hakkında karşılaştığım bir diğer Türkçe yayın da Taç Vakfı Yayınlarından çıkan Canan Demir’ in “Müzelerde Çağdaş Pazarlama “ isimli çalışması.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Sorun Gerçekten Bilet Fiyatları mı?

muze-pazarlama-marka-yonetimi-adana-muzesi15 Temmuz tarihi itibariyle Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 83 müze bedava gezilebiliyor. Bu uygulamaya sebep olarak da bu müzelere halkin ilgi göstermemesi ve tur rehberlerinin bu müzeleri rotalarına dahil etmemeleri gösteriliyor. Basında yer alan haberlere göre ziyaretçi sayılarında gerçekten bir artış sağlandığı da görülüyor. Peki sonuçları açısından doğru gibi görünen bu uygulama gerçekten problemi çözebilecek mi? Belirlenen bu 83 müzenin daha önce rağbet görmemesinin nedeni bilet fiyatlarının pahalılığı mıydı?

Türkiye'nin her yerindeki kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müzelerde bilet fiyatları sabit ve çok pahalı olduğu da söylenemez. Ayrıca 20 YTL verip bir yıl boyunca bütün bu müzeleri istediğimiz kadar gezmek gibi bir ayrıcalık da bizlere sunuldu. Bilet fiyatları bakımından aralarında bir fark bulunmayan müzelerden bazılarını yüzbinlerce kişi ziyaret ederken (yabancı değil yerli) bazılarının ziyaretçi sayıları yerlerde sürünüyorsa bence sorunu başka bir yerde aramak lazım.

Kimileri diyebilirki sonuçta ziyaretçi sayısı arttırılmış görünüyor. Sürekliliği olmayan bu artışın müzeye hiçbir faydası yok. Yıllarca müzenin önünden geçmiş ve içeride ne olduğunu hiç merak etmemiş; bir gün bedava olunca bir göz atmak için içeri girmiş ve bir daha da müzeye uğramayacak suni ziyaretçiler yaratmanın Türkiye müzeciliğine de kültür hayatına da bir fayda sağlayacağını düşünmüyorum. Herkes bedava sunulan birşeyi bir kere deneyebilir. Burada asıl önemli olan bu kişilerin müzeye bilinçli olarak gelmelerin ve müzeden birşeyler alarak çıkmalarının sağlanmasıdır.

Tam bu noktada birçoğumuzun hala alışamadığı pazarlama kavramı tekrar karşımıza çıkıyor. Müzeyi "bir süre" ücretsiz ziyarete açarak bir tanıtım kampanyası yapılmaya çalışıldığını düşünelim. Asıl önemli olan ziyaretçilerin içeride ne görmeyi bekledikleri ve müzenin beklentileri karşılayıp karşılayamadığıdır. Hiçbir pratik fayda vadetmeyen birşeyi bedava bile olsa kimse talep etmeyecektir. Müze ziyaretçilerine mutlaka bir fayda sunmalıdır. Ziyaretçi geldiği zaman müzeden ne beklemesi gerektiğini bilmelidir. Yani müze ziyaretçiye sunduğu faydalar konusunda bir algı yaratmakla yükümlüdür. Bu da ancak müzenin "pazarlanması" ile mümkündür.

Diyebilirsiniz ki müzenin parası yok televizyonda reklamlar, gazetelerde afişler yayınlayamaz, Billboardlara boy boy ilanlar veremez. Zaten vermesin de gerek yok. Müze mutlaka parasını daha faydalı şeylere harcamalı. Hem zaten pazarlama illa ki çok büyük bütçelerle yapılacak diye birşey de yok. Müze çok rahat bir şekilde pazarlama faaliyetlerinde interneti bir ortam olarak kullanabilir. Hem de doğru kullanılması durumunda geri dönüşü çok büyük bir pazarlama aracı olacağının garantisini verebilirim. Sosyal ağ siteleri, bloglar, müze ile ilgili uygulamalar, oyunlar gibi birçok mecra kullanılarak müze ilgilisine direkt olarak ulaşılabilir.

Ücretsiz müze gezisi uygulaması ancak ve ancak müzenin tanıtım kampanyasının küçük bir parçası olabilir. Bu da ancak müzenin ziyaretçiye sunduklarına çok güveniyorsanız faydalı olur. Eğer müze ziyaretçiye birşey katmıyorsa, bedava bile olsa, ziyaretçi bunu bir zaman kaybı olarak görecektir. Kendisi için zaman kaybı olarak görmesinden daha kötü olan şey ise başkalarına da bunu bu şekilde anlatması olacaktır.

Eğer Türkiye müzeciliğinin gelişmesini istiyorsak önce sorunu doğru belirleyelim lütfen. İhtiyacımız olan suni ziyaretçi artışları ile kendimizi kandırmak değil; müzelerimizi çağdaş sergileme ve işletme standartlarına kavuşturmak, personel eksiklerini gidermek ve mutlaka pazarlama fonksiyonunu kullanmaktır.

1 Haziran 2009 Pazartesi

Müzelerin reklamını yapmak mı? Neden olmasın ?

Müzelerimiz ve kültür kurumlarımız, henüz pazarlamayı tam olarak sindirmiş değiller. Bazı özel müzelerimiz, anlaştıkları halka ilişkiler ajansları sayesinde iletişim yapmaya çalışıyor, ancak iletişim pazarlamanın 4P’sinin içinde yer alan bir segment sadece. Kaldıki, bildiğimiz manada yani “entegre pazarlama iletişimi” konusunda hizmet veren ajansların sayısı da yok denecek kadar az.


Bir kaç sene önce Sabancı Müzesi’nin Sabancı Center kulelerinden birini Picasso sergisinin pazarlamasını yapmak için baştan başa “Picasso” görseliyle kapladığını biliyorum. Bunun dışında çeşitli müze ve sergi mekanlarının gazetelerin kültür eklerinde yer alan basın bültenleri ve özel haberlerini görüyorum. Ancak hepsi bu . . .


Devlet müzelerimizde durum daha da kötü. Bırakın pazarlama yapmayı, henüz konseptlerini bile mevcut ve potansiyel ziyaretçilerle paylaşabilmiş değiller. Özellikle, geçtiğimiz ay ziyaret ettiğim Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin hali içler acısıydı. Türkiye’nin başkentinde bulunan önemli bir müzenin, bu kadar ilgisiz bırakılması beni hayretler içinde bıraktı.


Amerika ve Avrupa’da ise müzeler neredeyse özel sektör kuruluşlarıyla aynı seviyede pazarlama çalışmaları yapıyor.

Örneğin New York’da bulunan Cooper Hewitt müzesi. Google’da müze yazdığınız zaman Cooperhewitt.org’un reklamlarını sağ tarafta bulunan sponsor bağlantılar bölümünde görebiliyorsunuz. Potansiyel ziyaretçilerin siteye gelmesini sağlayacak, “call to action” reklam cümleleri reklamın bir kaç farklı versiyonunda yer alıyor.


Cooperhewitt.org, Google organik arama sonuçlarında üst sırada çıkacak şekilde yapılandırılmış. Belliki site tasarlandıktan sonra Google uyumlu olması için bakımdan geçmiş.


Sitenin ana sayfası son derece basit hazırlanmış. Müze mağazası, ana sayfadan sadece bir tık ötede. Açılan sayfada müze mazağasında satılan bütün ürünleri görebiliyorsunuz. Pay pal ödeme sistemi sayesinde dünyanın herhangi bir köşesinden güvenli bir şekilde siparişinizi verebiliyorsunuz.

Ana sayfada yer alan “Get Involved” bölümü kullanıcıları proaktif olarak site ile etkileşime geçmeye çağırıyor.


  • Tek bir tıklamayla Cooper Hewitt’in twitter profiline ulaşabiliyorsunuz.
  • Müzenin bir facebook grubu da var. Grubun profil sayfasından müze mağazasına bağlantı vermişler.
  • Cooper Hewitt’in youtube’daki sayfasına da yine ana sayfadan ulaşabiliyorsunuz. Bu bölümde sergi videoları, eleştirmenlerin sergiler hakkındaki yorumları, tanıtıcı filmler ve TV’de müzeyle ilgili çıkan haberler yer alıyor.
  • Müzenin blog.cooperhewitt.org adresinde bir de blogu var. Blogun içinde, anahtar kelime yazarak aradığını konudaki yazıyı bulabileceğini bir aram kutusu var. Ayrıca beğendiğiniz makaleleri arkadaşınıza gönderebileceğiniz, facebook profilinizde paylaşabileceğiniz bir paylaşım butonu da mevcut.

Muzepazarlama.com olarak müzelerde pazarlama ve marka yönetimi konusunda devlet kurumlarımıza ve özel sektör kuruluşlarına yardımcı olmak için hazırladığımız bloğumuzda SEO çalışmalarını tamamladık. Sitemiz şu anda Google’da ilk sayfada, birinci ve ikinci sırada çıkıyor.


Ayrıca Türkiye’de Google AdWords reklamlarını ilk başlatan müze blogu olduk :)


Google arama ve içerik ağında reklamlara başladık. 27 anahtar kelime ile 32 web sayfasında reklamlarımız yayınlanıyor. Antoloji.com, akampus.com, webrazzi.com, mezun.com gibi sitelerde reklamımızı yayınlayanlar arasında. Maalesef reklamlarımızı yayınlamak için müzeler adına hazırlanmış ve Adsense ağına bağlı bir site bulamadık ... İnanıyorumki, 2010’la birlikte bu konuda hazırlanan web sayfaları ve blogların sayısı da artacak.


Sizde müzenizin ve kültür kurumunuzun pazarlanması konusunda çalışmak istiyor, ancak nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, lütfen bize başvurmaktan çekinmeyin..



21 Nisan 2009 Salı

Santral İstanbul ve Haritasız Sergisi

Hafta sonu Bilgi Üniversitesi'ne bağlı Santral İstanbul'daydık.

Bienallerden sonra sanat algımızı baştan sona değiştiren video enstalasyonlarının bolca yer aldığı Santral İstanbul'un Haritasız sergisini kaçırmamanızı öneririm.
Sergilenen enstalasyonları ve tabiri caizse cihazları kullanabilmek için bazen görevlilerin desteğine ihtiyaç duyabiliyorsunuz.

Örneğin yıllarımız gitara vermeme rağmen LED'li gitarı kendi başıma bir türlü çalıştıramadım. Görevli arkadaşların yardımıyla gitardan ses çıkartabildim, bu seferde bu işin sergiye nasıl bir katkı sağladığını öğrenmek istedim. Ancak ne eserlerin yanındaki açıklamalarda ne de görevlilerde yeterince "bilgi" vardı...

Serginin amacının eserlerin varoluş amacını düşünmeden tamamen deneyimlemek olduğunu varsayarak bütün "eser"leri denemeye başladık. Harften şehilerin ortasında tur atan bisiklet ne kadar anlamlıysa, magnezyum tozu serpilmiş odada pas pas yaparak etrafı yeşile boyamak o derecede anlamlandıramadığım bir aktiviteydi.
Google images üzerinden çalışan uygulama ise en beğendiğim enstalasyon/eser/video gösterisiydi. 3 tarafı perdeyle kaplı bir odaya girip, önünüzdeki klavye yardımıyla yazdığınız kelimeye ait resimler Google'dan bulunarak anlamadığım bir mantıkta ve garip bir müzikle perdeye yansıtılıyor.

Kendi adınızı yazarak, resimleriniz perdede görmek ve eserin bir parçası olduğunu düşünmek güzel bir şey :)


Vaktiniz kalırsa eski elektrik santralinin alt katındaki lise 1 fizik deneylerini denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. İTÜ deneme bilim merkezindeki aletlere benzeyen deney düzeneklerinde birçok fiziksel kuramın doğruluğunu bizzat test ediyor, sonra da bu aletlerin sergiyle nasıl bir bütünlük sağladığını düşünmeden edemiyorsunuz...

9 Nisan 2009 Perşembe

Müze Markası


Ticari Bir Kavram Olarak Markanın Tarihsel Gelişimi:

  - İlkçağlarda marka ürünlerin üreticilerini temsil eden sembollerdi (Marka= Üretici)

  - Ortaçağda marka ürünün kalitesini ve güvenilirliğini temsil ediyordu (Marka= kalite ve güvenilirlik)

  - Sanayi Devrimiyle birlikte farklı üreticilerin aynı özelliklere ve kaliteye sahip çok sayıda ürün üretmesiyle ve pazarlama faaliyetlerinin hız kazanmasıyla beraber “farklılaşma” ön plana çıktı ve marka benzer ürünler arasındaki “farklılığı” ifade etmeye başladı. (Marka=farklılık)

  - Günümüzde ise marka kavramı kalite,güvenilirlik, farklılık gibi ürünün özelliklerini vurgulayan bir kavram olmanın ötesinde başlı başına bir değerdir. Bugün birçok firmanın marka değeri aktiflerinin toplamının çok çok üzerindedir. Dolayısıyla marka artık üründen bağımsız olarak bir değerdir ve tüketicinin satın aldığı şeydir. Yani günümüzde ürün üreticinin ürettiği bir şeyken ;marka tüketicinin satın aldığı şeydir. (Marka= Tüketicinin kimliği)

Kâr Amacı Gütmeyen Kurumlarda Marka Kavramı:

Kâr amacı gütmeyen kurumlarda “marka” tanımı ticari markalardan bazı noktalarda farklılık gösterir. Ticari markalarda hedef kârı maksimize etmekken kâr amacı gütmeyen kurumlarda marka ile hedeflenen güvenilirliği ve sürekliliği vurgulamaktır. Tabi ki ticari markalar da güven ve süreklilik duygusu yaratmayı hedeflerler. Burada belirtilmek istenen fark ticari markan için gelir elde etmek bir amaçken kâr amacı gütmeyen kurum için bir araç olmasıdır. Kâr amacı gütmeyen kurumlar elde ettikleri geliri asıl hedeflerini gerçekleştirmek için bir araç olarak kullanırlar. Oysa ki ticari işletmeler markayı nihai hedefleri olan gelir elde etmek için kullanırlar.

Bütün başarılı “kâr amacı gütmeyen kurumlar” birer markadır. Kızılay, UNICEF, TEV gibi kurumlar isimleriyle güven ve süreklilik duygusu uyandırırlar. Bu kurumlara bağış yapan ya da gönüllü olarak destek veren kişiler katkılarının doğru kanallarla doğru kişilere ulaştırılacağından şüphe duymazlar ki bu da başarılı bir kâr amacı gütmeyen marka olmanın en önemli kuralıdır.

Müze Markası:

Müzeler de birer “kâr amacı gütmeyen kurum”dur. Maddi bir kazanç amacıyla kurulmamış olan bu kurumlar toplumun hatta insanlığın ortak kültür mirasına ev sahipliği yapan, geçmişimizi bugünümüze taşıyan ve geleceğimizi şekillendirmek için kullanabilmemiz için bize sunan yerlerdir. Uluslar arası müzeler komitesi olan ICOM’un 2007 yılında güncellediği tanıma göre müze “Toplumun ve onun gelişiminin hizmetinde olan, topluma açık , araştırma, eğitim ve eğlence amaçlarıyla insanlık ve çevresi hakkındaki somut ve somut olmayan kültür varlıklarını toplayan, koruyan, iletişimini yapan ve sergileyen, kâr amacı gütmeyen, sürekli kurumlardır.” Bu tanıma göre müzenin varoluş amacını gerçekleştirebilmesi ancak ziyaretçinin ilgisini müzeye çekebilmek ile gerçekleşebilir. Müze topladığı ve koruduğu eserleri düzenlediği sergiler ve iletişim araçlarını kullanıp, ziyaretçileri müze ile etkileşime geçirerek misyonunu gerçekleştirebilir.

7 Nisan 2009 Salı

Müze-pazarlama.com'un amacı

Arkeoloji müzesinde pazarlama
Bu site Müzecilik ile profesyonel ya da akademik anlamda ilgilenen kişiler için bir buluşma ve paylaşım ortamı olmayı hedeflemektedir. Güncel hayatımızda da giderek daha fazla yer alan müzeler giderek daha fazla göz önünde olmaya, eleştirilmeye ve ilgi görmeye başlamışlardır. Bu da müzelerin kendilerine daha fazla özen göstermelerine, giderek artan talepleri karşılamaya çalışmalarını gerektirmiştir. Bu durumda "müzecilik" bir meslek disiplini olarak önem kazanmıştır. Müzelerin de kültür kurumları olmalarına ve kar amacı gütmemelerine karşın kurumsallaşmaya ve işletme biliminin fonlsiyonlarından faydalanmaya ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır.

Ortaya çıkan bu yeni durumda görev müzecilere düşmektedir. Farklı disiplinlerin bir arada çalışabilemesinin zorunlu olduğu müze ortamında sağlıklı bir çalışma ortamının yaratılabilmesi için kurumsallaşmanın benimsenmesi, misyon-vizyon tanımı, politikaların oluşturulması, insan kaynağının planlanması, pazarlama, halkla ilişkiler,finans gibi fonksiyonların müzelere uyarlanması konusunda atılması gereken önemli adımlar müzeciler sayesinde atılacaktır.

Bu sitede yer verilecek olan yazılar ve destekleyici dökümanlarla Türkiye müzeciliğinin karşılaştığı problemler, bunları nazıl çözebileceği, dünyada bu problemlerin nasıl çözüldüğü ve müzecilik bilimine ne gibi yeniliklerin getirilebileceği üzerine paylaşımlar olacaktır. Bunun dışında bir etkinlik takvimi oluşturulmaya çalışılacak ve böylece etkinliklerin bir yerden takip edilebilmesi sağlanmaya çalışılacaktır.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...