30 Nisan 2010 Cuma

BKG - Bilkent Kültür Girişimi

Danışmanlarından biri olduğum BKG - Bilkent Kültür Girişimi geçtiğimiz 20 Nisan günü Topkapı Sarayı'nın I. Avlusunda yer alan mağazasını açtı. BKG şemsiye markası altında hizmet verecek olan toplam 95 Müze Mağazası ve Müzenin Kahvesi'den en büyüğü olan Topkapı Sarayı Müzesi I. Avlu Mağazası gelen konuklar ve müze ziyaretçileri tarafından olumlu eleştiriler aldı. 

BKG; kalite standartları yüksek, orijinal ürünler ve ürün çeşitliliği ile müze ziyaretçilerini tatmin edebilecek müze mağazaları ile müzelerimizin algısına ve Türkiye kültür turizmine olumlu katkıda bulunmayı, müze deneyimini zenginleştirmeyi ve müzeler için katma değer yaratmayı amaçlamakta. Tabii bu sürecin sadece müze mağazaları aracılığı ile değil,  çeşitli toplumsal sorumluluk projeleri ile de desteklenmesi planlanıyor.

Türkiye'de kültür ve sanat alanında yaşanan hareketleme ve özel müzelerin de sayılarının artmasıyla müzelerin işletilmesi konusunun önem kazanması, doğal bir sonuç olarak devlet müzelerimizi de etkiliyor. Statik yerler olmaktan çıkan devlet müzelerinde süreli sergilerin sayıları artmaya, restorasyonlar hız kazanmaya başladı. Müzelerde yürütülecek pazarlama faaliyetlerinin sadece ziyaretçi sayısını artırmakla kalmayıp, Türkiye'nin uluslararası arenadaki imajına da olumlu katkı sağladığı gerçeği artık herkesçe malum. BKG'de bu sürece katkı sağlamak amacıyla yapılanan bir marka ve ihale ile belirlenen müze mağazaları ve kafeleri DÖSİM adına işletiyor .

Şu anda İstanbul'da Topkapı Sarayı Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Ayasofya Müzesi, Kariye Müzesi ve Büyük Saray Mozaikleri Müzesi'nde BKG mağazalarını görebilirsiniz. Ama tabii BKG sadece İstanbul'da değil, Türkiye'nin dört bir yanındaki 55 müze ve ören yerinde mağazalarını büyük bir hızla açmaya devam ediyor. Bu yıl sonunda ulaşılması hedeflenen sayı 95 Müze Mağazası ve Müzenin Kahvesi. 

Müze hediyelik eşyaları, geleneksel Türk el sanatları ürünleri, eser replikaları ,Türk kahvesi ve dünyada "Turkish Delight" olarak tanınan lokumun satıldığı  mağazalar, dünyadaki emsalleri ile yarışabilir düzeyde. Daha yolun başında olan BKG ürün çeşitliliğini ve mağaza sayısını arttırmaya devam ediyor. 

Yolunuz düşerse mutlaka bir göz atın.

7 Şubat 2010 Pazar

İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin İnternet Sitesi Açıldı

Eşsiz koleksiyonu ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanan tarihi ile en önemli müzelerimizden biri olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin de artık bir internet sitesi var. Bir İmparatorluk Müzesi'ne yakışacak sade tasarımı ve müzenin şimdiye kadar geniş kitlelere ulaşamamış gizli hazinelerini tanıtmaya yaptığı katkı ile kesinlikle ziyaret edilmeye değer. 

Sitede müzenin tarihçesi, önemli Türk müzecilerinden Osman Hamdi Bey ve müzeye ulaşım ile ilgili ihtiyaç duyduğunuz bilgilere ulaşabilirsiniz. Müzeye ulaşımı kolaylaştırmak adına eklenen kroki ve müzenin kat planları ile de "site ziyaretçileri"ni "müze ziyaretçileri"ne dönüştürmeye yönelik adımlar atılmış . Umarım bu sayede hak ettiği oranda ziyaret edilmeyen ve "bilinmeyen" İstanbul Arkeoloji Müzeleri hak ettiği ziyaret rakamlarına da ulaşabilir. 

Müze'nin internet sitesinde, e-posta ile müze ile ilgili gelişmelerden haberdar edilmek isteyenler de düşünülmüş ama daha aktive edilmemiş. Eğer bu da önümüzdeki günlerde gerçekleştirilebilirse müze ile ilgilenen ve müzedeki etkinliklerden haberdar olmak isteyen kişilere en etkili ve kısa yoldan ulaşılabilecek. Yani e-posta kutularından.

"TÜRSAB İstanbul Arkeoloji Müzeleri Gelişim Projesi" kapsamında internet sitesinin yanısıra sosyal medyaya da önem verilmiş ve Facebook sitesinde bir grup oluşturulmuş. Bu da müze izleyicilerinin müze hakkında güncel bilgi almaları ve bu bilgiyi " paylaşmaları" için bir zemin oluşturmuş.

Ben de bu olumlu gelişmeyi sizlerle paylaştım. Umarım sizler de İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin yeni internet sitesini ziyaret eder ve gruplarına üye olursunuz. Böylece iletişim kanallarını artırarak bir müzenin nasıl daha fazla ziyaretçi çekebileceğini ve böylece hizmet vermek amacıyla kurulduğu topluma yakınlaşabileceğini göstermiş oluruz.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Paris Devlet Müzelerinde Grev Var!

Fransa Hükümeti'nin müze çalışanlarından emekli olanların yarısının yerine yeni personel alınmaması kararı müzelerde grev başlattı. Bu kararın ardından 23 Kasım' da Pompidou Sanat Merkezi'nde çalışanların iş durdurmasının ardından hükümetin kararından geri adım atmaması üzerine Musee du Louvre, Musee Dorsay ve Versailles Sarayı da greve katıldı. her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği bu müzelerin kapalı olması ekonomide önemli yer tutan turizm gelirlerini etkileyeceğinden Fransa hükümetinin hızlı bir şekilde bu sorunu çözmesi gerekiyor. Sendikanın Kültür Bakanı Frederic Mitterand ile görüşmeleri sürüyor ama grevin ne zaman sona erdirecek bir noktaya hala ulaşılabilmiş değil. Turizmin yüksek sezonu Noel zamanında bu kriz, Fransız Hükümetinin başını çok ağrıtacağa ve turistleri büyük hayal kırıklığına uğratacağa benziyor ...

1 Ekim 2009 Perşembe

Müze Yönetimi ve Pazarlaması Hakkında Bir Kitap Eleştirisi


Dünya’da birçok ülkede pazarlamanın “satış" ve “reklam” dan ibaret olmadığını anlayan müzeler pazarlama faaliyetlerine hız veriyor. Birçok farklı yolla hizmet kalitesini arttırarak daha çok sayıda ziyaretçiye ulaşmayı başarıyor. Bu konuda yazılmış birçok yabancı kaynak var ve sayıları giderek artıyor.

Oysa Türkiye’de müzecilik, kültür yönetimi gibi bölümlerimiz olmasına, birçok akademisyen ve profesyonel müzeci yetişmiş olmasına karşın müze pazarlaması üzerine Türkçe bir kaynak bulmak çok zor. Nisan 2009 da yayınlanan “Müze Yönetimi ve Pazarlaması” isimli kitap hariç tabii.

Yrd. Doç. Dr. Mete Sezgin ve Yard. Doç. Dr. Abdullah Karaman Tarafından yayınlanan kitap bu konuda hazırlanmış ender Türkçe kaynaklardan biri ama ne yazık ki başarılı bir başlangıç değil. Müze pazarlaması hakkında karşılaştığım bir diğer Türkçe yayın da Taç Vakfı Yayınlarından çıkan Canan Demir’ in “Müzelerde Çağdaş Pazarlama “ isimli çalışması.

29 Eylül 2009 Salı

Müze Markasında Mimarinin Önemi: Berlin Yahudi Müzesi Örneği

Geçenlerde Berlin'deki Yahudi Müzesi'ni ziyaret ettim. Müzecilikte mimarinin önemini çok net bir şekilde ortaya koyan bir örnek Berlin Yahudi Müzesi (Judisches Museum). Koleksiyonundan önce mimarisiyle ziyaretçiye bir "deneyim" yaşatmayı hedefliyor. Bu müze aracılığıyla size mimarinin ziyaretçi deneyiminin, dolayısıyla müze markasının ne kadar önemli bir parçası olduğundan bahsetmek istiyorum.

Berlin'de bir Yahudi müzesi açılması fikri on yıllardır gündemde olan bir konu imiş.

13 Ağustos 2009 Perşembe

MoMA' da Yazını Planla

moma-facebook-muze-pazarlama
Museum Of Modern Art yani nam-ı diğer MoMA yeni interaktif sitesi ile ziyaretçilerin yaz planlarına müzeyi de dahil ediyor. Summer at MoMA isimli bu uygulama yaz boyunca müzedeki etkinlikleri sizin yerinize araştırıyor ve sizin için sıralıyor. Peki MoMA bizim tercihlerimizi nereden mi biliyor? Söyleyelim;

Sosyal paylaşım sitelerinin en popülerlerinden biri olan Facebook' u sadece bir ortam olarak kullanmakla yetinmeyen MoMA, siteyi bir araç olarak kullanıyor. mydayat.moma.org adresinden siteye ulaşıyor ve müzeyi ziyaret edebileceğiniz tarih aralığını işaretliyorsunuz. Açılan ekranda size iki seçenek sunuluyor. Dilerseniz MoMA Summer sayfasında kendi hesabınızı oluşturuyor ve özelliklerinizi buraya ekliyorsunuz ve kişisel beğenilerinize göre etkinlikleri görebiliyorsunuz. Eğer böyle bir hesap oluşturmakla uğraşmak istemezseniz; MoMA facebook hesabınızda "text mining" yaparak sizin kişisel tercih ve zevklerinizi öğreniyor ve bu bilgileri kullanarak size uygun sergi ve etkinliklerin bir listesini sunuyor. Bir dahaki ziyaretinizde de sizi hatırlıyor. bu sayfayı kullanarak ziyaret bilgilerine ulaşabiliyor, bir gününüzü planlayabiliyor, biletinizi satın alabiliyorsunuz.

9 Ağustos 2009 Pazar

Yılmaz Özdil'e Cevap

Sayın Yılmaz Özdil;

Bugün Hürriyet gazetesinde yayınlanan köşe yazınız beni çok şaşırttı ve üzdü. Yazılanların doğru olmasının mümkün olmaması bir yana hiçbir araştırma yapmadan böyle bir yazı hazırlamanız; müzelerimizi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'mızı bu kadar kolay harcamanız, beni gerçekten büyük bir hayal kırıklığına uğrattı...


28 Temmuz 2009 Salı

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Sorun Gerçekten Bilet Fiyatları mı?

muze-pazarlama-marka-yonetimi-adana-muzesi15 Temmuz tarihi itibariyle Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 83 müze bedava gezilebiliyor. Bu uygulamaya sebep olarak da bu müzelere halkin ilgi göstermemesi ve tur rehberlerinin bu müzeleri rotalarına dahil etmemeleri gösteriliyor. Basında yer alan haberlere göre ziyaretçi sayılarında gerçekten bir artış sağlandığı da görülüyor. Peki sonuçları açısından doğru gibi görünen bu uygulama gerçekten problemi çözebilecek mi? Belirlenen bu 83 müzenin daha önce rağbet görmemesinin nedeni bilet fiyatlarının pahalılığı mıydı?

Türkiye'nin her yerindeki kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müzelerde bilet fiyatları sabit ve çok pahalı olduğu da söylenemez. Ayrıca 20 YTL verip bir yıl boyunca bütün bu müzeleri istediğimiz kadar gezmek gibi bir ayrıcalık da bizlere sunuldu. Bilet fiyatları bakımından aralarında bir fark bulunmayan müzelerden bazılarını yüzbinlerce kişi ziyaret ederken (yabancı değil yerli) bazılarının ziyaretçi sayıları yerlerde sürünüyorsa bence sorunu başka bir yerde aramak lazım.

Kimileri diyebilirki sonuçta ziyaretçi sayısı arttırılmış görünüyor. Sürekliliği olmayan bu artışın müzeye hiçbir faydası yok. Yıllarca müzenin önünden geçmiş ve içeride ne olduğunu hiç merak etmemiş; bir gün bedava olunca bir göz atmak için içeri girmiş ve bir daha da müzeye uğramayacak suni ziyaretçiler yaratmanın Türkiye müzeciliğine de kültür hayatına da bir fayda sağlayacağını düşünmüyorum. Herkes bedava sunulan birşeyi bir kere deneyebilir. Burada asıl önemli olan bu kişilerin müzeye bilinçli olarak gelmelerin ve müzeden birşeyler alarak çıkmalarının sağlanmasıdır.

Tam bu noktada birçoğumuzun hala alışamadığı pazarlama kavramı tekrar karşımıza çıkıyor. Müzeyi "bir süre" ücretsiz ziyarete açarak bir tanıtım kampanyası yapılmaya çalışıldığını düşünelim. Asıl önemli olan ziyaretçilerin içeride ne görmeyi bekledikleri ve müzenin beklentileri karşılayıp karşılayamadığıdır. Hiçbir pratik fayda vadetmeyen birşeyi bedava bile olsa kimse talep etmeyecektir. Müze ziyaretçilerine mutlaka bir fayda sunmalıdır. Ziyaretçi geldiği zaman müzeden ne beklemesi gerektiğini bilmelidir. Yani müze ziyaretçiye sunduğu faydalar konusunda bir algı yaratmakla yükümlüdür. Bu da ancak müzenin "pazarlanması" ile mümkündür.

Diyebilirsiniz ki müzenin parası yok televizyonda reklamlar, gazetelerde afişler yayınlayamaz, Billboardlara boy boy ilanlar veremez. Zaten vermesin de gerek yok. Müze mutlaka parasını daha faydalı şeylere harcamalı. Hem zaten pazarlama illa ki çok büyük bütçelerle yapılacak diye birşey de yok. Müze çok rahat bir şekilde pazarlama faaliyetlerinde interneti bir ortam olarak kullanabilir. Hem de doğru kullanılması durumunda geri dönüşü çok büyük bir pazarlama aracı olacağının garantisini verebilirim. Sosyal ağ siteleri, bloglar, müze ile ilgili uygulamalar, oyunlar gibi birçok mecra kullanılarak müze ilgilisine direkt olarak ulaşılabilir.

Ücretsiz müze gezisi uygulaması ancak ve ancak müzenin tanıtım kampanyasının küçük bir parçası olabilir. Bu da ancak müzenin ziyaretçiye sunduklarına çok güveniyorsanız faydalı olur. Eğer müze ziyaretçiye birşey katmıyorsa, bedava bile olsa, ziyaretçi bunu bir zaman kaybı olarak görecektir. Kendisi için zaman kaybı olarak görmesinden daha kötü olan şey ise başkalarına da bunu bu şekilde anlatması olacaktır.

Eğer Türkiye müzeciliğinin gelişmesini istiyorsak önce sorunu doğru belirleyelim lütfen. İhtiyacımız olan suni ziyaretçi artışları ile kendimizi kandırmak değil; müzelerimizi çağdaş sergileme ve işletme standartlarına kavuşturmak, personel eksiklerini gidermek ve mutlaka pazarlama fonksiyonunu kullanmaktır.

10 Temmuz 2009 Cuma

Bursa Kültür Organizasyonlarına Devam Ediyor

Yaşayan bir Müze Kent olmayı hedefleyen Bursa hedefine doğru hızla ilerliyor. Geçtiğimiz Mayıs ayında Avrupa Müze Forumu'na ev sahipliği yapan Bursa Büyükşehir Belediyesi şimdi de Dünya Kaleli Kentler Birliği'nin Sempozyumuna ev sahipliği yapacak. 9-12 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek ve 28 farklı ülkeden 153 şehrin temsilcilerinin bulunacağı sempozyumun hazırlıklarını incelemek için gelen Dünya Kaleli Kentler Birliği Başkanı John Price, Bursa'yı çok beğendiğini ve Başkan Recep Altepe'nin surlara yönelik gerçekleştirdiği çalışmaları takdirle karşıladığını belirtmiş.

Ülkemizde kültür organizasyonlarındaki İstanbul tekelinin kırılıyor olması çok büyük bir gelişme. Dünya kültür hayatına tek bir şehirle değil birçok şehrimizle damga vurmamız lazım. Bursa kendi kültür zenginliğini doğru şekilde vurgulayarak ve ona sahip çıkarak değerini yükseltiyor. Bu bağlamda Bursa'da yeni müzeler açılıyor, kültür ve sanat merkezleri kuruluyor, Tarihi Kentler Birliği gibi bir birliğin ortaya çıkmasında öncü oluyor. Böylece dış dünyaya Türkiye'nin tek değerli ve görülesi yerinin İstanbul ya da kıyıları olmadığını gösteriyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesini ve bu organizasyonların Bursa'da gerçekleşmesine katkıda bulunan herkesi kutluyorum. Umarım başka şehirler de Bütün bir şehri müze gibi görür, ona aynı kıymeti verir, aynı özen gösterirsek sonuçların ne olacağını görür, markalarını böyle konumlandırır ve meyvelerini toplamaya yakın zamanda başlarlar.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...